BayanKırmızı.

Bir adın kalmalı geriye 
Bütün kırılmış şeylerin nihayetinde
Aynaların ardında sır
Yalnızlığın peşinde kuvvet
Evet nihayet
Bir adın kalmalı geriye
Bir de o kahreden gurbet
Sen say ki
Ben hiç ağlamadım
Hiç ateşe tutmadım yüreğimi
Geceleri koynuma almadım ihaneti
Ve say ki
Bütün şiirler gözlerini
Bütün şarkılar saçlarını söylemedi
Hele nihavent
Hiç buse geçmedi fikrimden 
Ve hiç gitmedi
Bir toprak kan gibi adın
İçimin nehirlerinden
Evet yangın
Evet salaş yalvarmanın korkusunda talan
Evet kaybetmenin o zehirli boğusu
Evet nisyan
Evet kahrolmuş sayfaların arasında adın
Sokaklar dolusu bir adamın yalnızlığı
Bu sevda biraz nadan 
Biraz da hıçkırık tadı 
Pencere önü menekşelerinde her akşam
Dağlar sonra oynadı yerinden 
Ve hallaçlar attı pamuğu fütursuzca 
Sen say ki 
Yerin dibine geçti 
Geçmeyesi sevdam 
Ve ben seni sevdiğim zaman
Bu şehre yağmurlar yağdı 
Yani ben seni sevdiğim zaman 
Ayrılık kurşun kadar ağır 
Gülüşün kadar felaketiydi yaşamanın 
Yine de bir adın kalmalı geriye 
Bütün kırılmış şeylerin nihayetinde 
Aynaların ardında sır 
Yalnızlığın peşinde kuvvet 
Evet nihayet
Bir adın kalmalı geriye 
Bir de o kahreden gurbet 
Beni affet 
Kaybetmek için erken, sevmek için çok geç

Özledim seni.
Ayrılık yüreğimi uyuşturuyor karıncalandırıyor nicedir. 
Beynimi uyuşturuyor özlemin… 
Çok sık birlikte olmasak bile 
Benimle olduğunu bilmenin 
Bunca zamandır içimi ısıttığını 
Yeni yeni anlıyorum 
Yokluğun, 
Hatırladıkça yüreğime saplanan bir sızı olmaktan çıkıp 
Mütemediyen bir boşluğa 
Sabahları seni okşayarak başlamaları 
Akşamları her işi bir kenara koyup 
Seninle başbaşa konuşmaları özlüyorum; 
Oynaşmalarımızı, 
Yürüyüşlerimizi, 
Sevimli haşarılığını, 
Çocuksu küskünlüğünü… 
Nasıl da serttin başkalarına karşı 
Beni savunurken; 
Ve ne kadar yumuşak 
Bir çift kısık gözle kendini 
Ellerimin okşayışına bırakırken 
Gitmeni asla istemediğim halde 
Buna mecbur olduğunu görmek 
Ve sana bunları söylemeden 
”Git artık” demek 
”Beni ne kadar çabuk unutursan, o kadar çabuk kavuşacaksın mutluluğa” 
Demek sana ne de zor 
Seni görmemek ve belki yıllar sonra 
Karşılaştığımızda 
Bana bir yabancı gibi bakmanı istemek senden… 
Yeni bir sevdayı yasakladığım kalbime söz geçirmek…. 

VAR

Şu senin bulutsu sesin var ya 
Uçtan uca tersyüz ediyor geceyi 

Yataklar var konuşmak için 
Öpüşmek için telefon kulübeleri 

Güneşler var, yıldızlar, samanyolları, 
Karpuzlar gümbür gümbür kapılarda. 

Tanrılar sofrası amma karanlık 
Yiyemem tek lokma yiyemem orda. 

Şu senin tutkulu sesin var ya: 
Ortak güzellik artı yara izi. 

Tutar ellerinden kaldırırsın 
Adı kötüye çıkmış tüm sözcükleri. 

Yeni törenler gerek bize 
Yeni törenler ñ kimi zaman eski. 

Dert etme, bütün dilleri içerir 
Bitki konumu, küçükbaş hayvan sesi. 

Şu senin dolayık sesin var ya 
Dondurma yiyen gürbüz bir kız gibi müstehcen, 

Balkon demirine dayalı bir arka kadar şakacı, 
İlk doyumdaki gibi yeşil elma tadında, 

Kimlik denetimi yaptıktan sonra 
Resimli roman okuyan bir er gibi giderici. 

Şu senin alçaktan sesin var ya 
Pencereler var burnumun kemiğinde sızı. 

Aşklar var unutulmamak için, 
Boğulmak için ilk sevgili. 

 The Artist (2011) isimli filmde Peppy Miller rolüyle gönüllerde taht kuran güzel oyuncu.

 The Artist (2011) isimli filmde Peppy Miller rolüyle gönüllerde taht kuran güzel oyuncu.

W.C. Fields and Carol Dempster, Sally of the Sawdust, 1925

W.C. Fields and Carol Dempster, Sally of the Sawdust, 1925

“Yanımda yürüyordun Milena. Düşünsene, yanımda yürümüştün.

Milena’ya Mektuplar

“Birlikte olmayı haketmeyen milyonlarca insan yanyanayken, ben neden hala senden ayrı nefes alıyorum?”

City of Angels (1998)

Meg Ryan ve Nicolas Cage’ın başrolünü paylaştığı, güzel ve duygusal bir film. En vurucu sahnelerinde aralara giren müzikleriyle izlenmeye değer.

“Evet, seni seviyorum budala; tıpkı denizin, kendi dibindeki küçücük bir çakıl taşını sevmesi gibi, işte sevgim seni öyle kaplıyor.”

Milena’ya Mektuplar

Seha Okuş - Hasretinle Yandı Gönlüm
[Flash 9 is required to listen to audio.]
7 oynatma

Dönüş (1972)

Türkan Şoray ve Kadir İnanır’ın başrollerini paylaştığı 1972 yapım bir Türk filmidir. Müzikler ve oyunculuklar o kadar sağlamdır ki klişe falan diyemezsiniz oturur ağlarsınız. Türkan Şoray’ın yönetmenlik yaptığı ilk filmdir.

‎”Aşık olduğun insanın, aşkına değer olduğundan emin olmalısın.”

‎”Aşık olduğun insanın, aşkına değer olduğundan emin olmalısın.”

“-Bana evlenme teklif etti.

-Sana evlenme teklifi eden ilk kişi o değil ki.

-Ama ben ilk defa ‘evet’ demek istedim.”

Şimdi
utançtır tanelenen
sarışın çocukların başaklarında.

Ovadan
gözü bağlı bir leylak kokusu ovadan
çeviriyor o küçücük güneşimizi.

Taşarak evlerden taraçalardan
gelip sesime yerleşiyor.

Sesimin esnek baldıranı
sesimin alaca baldıranı.

Ve kuşlara doğru
fildişi: rüzgarın tavrı.
Dağ: güneş iskeleti.

Tahta heykeller arasında
denizin yavrusu kocaman.

Kan görüyorum taş görüyorum
bütün heykeller arasında
karabasan ılık acemi
- uykusuzluğun sütlü inciri - 
kovanlara sızmıyor.

Annem çok küçükken öldü
beni öp, sonra doğur beni.

Durup dururken içimde bir şeyler kopup tıkıyor boğazımı,
Durup dururken sıçrayıp kalkıyorum yarıda bırakıp yazımı,
Durup dururken rüya görüyorum bir otelde, holde, ayakta,
Durup dururken çarpıyor alnıma kaldırımdaki ağaç,
Durup dururken bir kurt uluyor aya karşı bahtsız, öfkeli, aç,
Durup dururken yıldızlar inip sallanıyor bir bahçede, salıncakta,
Durup dururken mezardaki halim geçiyor aklımdan,
Durup dururken kafamda bir güneşli duman,
Durup dururken hiç bitmeyecekmiş gibi bağlanıyorum başladığım güne,
Ve her seferinde sen çıkıyorsun suyun yüzüne.